CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ

Cinsiyet eşitsizliği, 21. YY’ da ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan bir virüs( COVID 19 ) kadar dünya çapında ses getirmedi. İnsanların mücadele ettiği bu cinsiyet eşitsizliği kavramı, bir cinsiyetin her koşulda diğerinden üstün olduğunun tanımıdır. Cinsiyeti üstün olan insanlar için bu pek sıkıntı olarak görülmez. Türkiye’de her geçen gün ölen insanların sayıları artık tutulamaz oldu. Tercihlere saygı duymayan her toplum gerilemeye mahkumdur ve bu gerileme sadece toplumsal cinsiyet eşitliği anlamında değildir. Bu gerileme her türlü zihniyetin çürümesidir. Cinsiyet eşitsizliği anlamında yapılan her cinayet ( kadın, çocuk, LGBT) toplumun en az ses getiren olaylarıdır. Şimdi gündemde sadece eve kapattıran bir virüsün oluşu kadın cinayetlerinin olmadığı anlamına gelmiyor. Sessizce öldürülen kadınları namus diye adlandırdıkları tabularla tabutlara koyuyorlar. Her gün kadınların karşılaşmış olduğu bütün zorluklara sessiz kalan bu ülkeler yapılan kadın hareketlerine karşı çıkmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Türkiye kadınları 40 yıl önce Avrupa’da başlayan Feminist Hareket ile haklarını aramaya başladılar ve bütün dünyayı etkisi altına alan akımla yola çıktılar. Feminizm, kadınların kadın oldukları için uğradığı ezilmişlik ve eşitsizliğe başkaldırı niteliğinde kadın özgürlüğünü ve cinsiyet eşitsizliğini savunan bir yaklaşımdır. Latince kadın anlamına gelen ‘’femine’’ sözcüğünden türemiştir. Genel hatlarıyla feminizm kadınların toplumsal, sosyo-kültürel ve politik hayatta yaşadığı zorlukları da ele alarak cinsiyetler arası hak eşitliğini savunur. Bu hareketin kızların gelişimi açısından beraberinde getirmiş olduğu artılar çok önemlidir. Örneğin bu hareket, kızların gelecekte ki konumunu belirleme ve sahip çıkma, toplumun sadece erkeklerin yaptığını düşündükleri her işi yapma ve gelecekte bireyin ebeveyn olduğunda çocuklarına aşılayacak birikimler edinme gibi konularda yardımcı olacaktır.

İlk olarak Feminist Hareketin, kızların gelecekte ki konumunu belirleme ve konumuna sahip çıkma konularına değinmek doğru olur. Bu hareketin beraberinde getirmiş olduğu eşitlik fikri, ev işinin cinsiyeti olmadığını, sadece kadınların çocuk bakma gibi bir yükümlülüğünün olmadığını ve ülkenin bile kadını sadece ev ile ilişkilendirdiği tüm konuları değiştirir. Ve bu konuda bilinçlenmesine yardımcı olur. Kadının hem ev içerisinde hem dışında söz hakkı olmasını savunan bu hareket, erkeğin evin reisi olduğunu reddediyor.

İkinci olarak Feminist hareketin, kadınların toplumun sadece erkeklerin yaptığını düşündükleri her işi yapabildiklerini savunuyor. Bu hareket, Kadınların kahkaha atmaması gerektiğini, sakız çiğnemelerinde, kadınların inşaatta çalışmaması gerektiğine ve yüksek sesle konuşmalarında sakınca bulan bu gerici toplum fikirlerini kesinlikle reddeder. O, insanların özgürce yapmalarını istedikleri her şeyi yapabileceklerini savunur.

Üçüncü ve sonuncu olarak bu hareketin,  gelecekte ebeveyn olacak insanların kendi çocuklarına aşılayacak birçok birikimi doğurur. Kadınların, eğitim, çalışma, söz söyleme, yaşam vb. haklarını almaları için her türlü bilgiyi insanlara kazandıran bu hareket sonucunda ailelerin bilinçlenmesi mümkün olmuştur. Yetiştirilen her çocuğun gelecekte ebeveyn olacağı fikri, onların gelişimlerinin yine ebeveynlerinin aşıladığı birikimler olacaktır ki bu birikimlerde insan hayatının barışını, huzurunu ve eşitliğini amaç edinen birikimlerdir. Din, dil, ırk ve cinsiyet gözetmeksizin her insan eşittir ve eşit haklara sahip olmalıdır.

Sonuç olarak insanların eşitliğini savunan bu hareket halende geçerliliğini sürdürmektedir. Ve halen kadından haklarını esirgeyen ve söz hakkı verilmeyen gerici toplumlarda bunları görmek mümkündür. Toplumda yapılan her olaya bir cinsiyet kavramı ile yaklaşılma şimdilerde insanlar arasında tartışmayı getirmiştir. Örneğin, kız gibi gülme, adam akıllı konuş, pembe kız rengidir, erkek adam ağlamaz vb. söylemler bu tartışmaları doğurmuştur. Kadınların üstün olmadığını sadece erkeklerle eşit olmasını savunan bu hareket, birçok insan tarafından kadının üstünlüğünün savunulması gibi yanlış bir tanım ile anılmaktadır.

İnsan eşitliğini savunan her kesimin bu hareketi kendilerine amaç edinmiş vakıf, dernek, sivil toplum örgütlerine başvurmaları onlar açısından bazı şeylerin değişmesine olanak sağlayacaktır. Kadın cinayetlerinin, tecavüzlerin son bulmadığı ve LGBT üyesi olduğu için hor görülen her kesimden insanın karşılaşmış olduğu zorlukların bitmediği bu dünyada ses getirmek için insanlar bu kuruluşlara başvurmalılar. Gelecekte böyle olayların konuşulmaması için bazı devlet üniversitelerinde getirilen ‘’Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği’’ dersi dünya çapında zorunlu ders olarak getirilmeli. Daha adaletli bir dünya için eşitlik ile adalet olmalı.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s